turk-sat community  

Anasayfa Casino Who's Online Bugünün Mesajları Mark Forums Read
Go Back   turk-sat community > TOURISM-TURİZM > Tourism Of The Türkiye-Türkiye Turizmi
Google
 
Register FAQ Members List Calendar Mark Forums Read

Reply
 
LinkBack Thread Tools Display Modes
Old 02-07-2006, 07:42   #21 (permalink)
Senior Member
 
.sSiSs.'s Avatar
 
Join Date: 02-01-2006
Age: 45
Posts: 809
User ID: 4
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Default

Marmaris - Fethiye - Marmaris

1. GÜN Marmaris'e varış ve Marmaris Yat Limanı'na transfer. Welcome Cocktail sonrası yatta akşam yemeği ve geceleme.

2. GÜN Kahvaltı sonrası Ekincik'e hareket. Ufak teknelerle 5000 yıllık Kaunos harabelerine gezi (Ekstra). Kaunos'ta Amhpitiyatro, Akropolis ve Likya Harabelerini gezme imkanı. Daha sonra Caretta-Caretta kaplumbağalarının bulunduğu İztuzu'na varış. Akşam yemeği ve geceleme.

3. GÜN Kahvaltı öncesi erken saatte Fethiye koylarına hareket Yassıcalar, Batık hamam ve Tersane adasında Akşam yemeği ve geceleme.

4. GÜN Kahvaltı sonrası Fethiye limanına giriş. (Opsiyonel) Saklıkent Turu ve Ölüdeniz'de yüzme imkanı. (EXTRA) Yolcuların istegine bağlı olarak limanda veya Fethiye'ye yakın bir koyda geceleme

5. GÜN Göcek adasına hareket, isteğinize bağlı olarak, personel yardımı ile motorlu flikamızla Göceğe gidebilir, gezip, alışveriş yapabilirsiniz.

6. GÜN Bedri Rahmi koyuna haraket, domuz adası veya ağa limanında(koy) geceleme

7. GÜN Erken saat de hareket Kadırga adasına varış sabah kahvaltısı ve yüzme molası Kumlubük veya Turunç veya cennet adasında öğle yemeği ve yüzme, öğleden sonra Marmaris limanına dönüş. Akşam yemeği ve geceleme limanda

8. GÜN Kahvaltı sonrası saat 10.00 yattan transfer.
.sSiSs. is offline   Reply With Quote
Sponsored Links
Old 02-07-2006, 09:40   #22 (permalink)
Senior Member
 
.sSiSs.'s Avatar
 
Join Date: 02-01-2006
Age: 45
Posts: 809
User ID: 4
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Thumbs up Hafta Sonu Kaçamakları (Kilyos)

Kum, Deniz, Güneş üçgeninde bir cennet. Kilyos


İki farklı atmosferde güneş, kum, deniz üçgenini sunan Kilyos, İstanbul'da oturanlar için Boğaza gitmek kadar yakın ve güzel, varılan hedef daha da güzel...

İstanbul kent merkezi Taksim'e 35 km uzaklıkta, göz alabildiğince uzanan şifalı kumsala, temiz denize, temiz havaya 45 dakikalık bir yolculuk yapıyor, Kilyos'a ulaşıyoruz. Kent'e çok yakın, fakat çok farklı iki atmosfer yaşanan Karadeniz sahilinin incisi Kilyos İstanbul'da yaşayanların olduğu kadar dünyanın her yerinden gelen turistlere, huzur arayanlara, kendini güvende hissetmek, çılgınca eğlenmek, konser organizasyonlarını, çeşitli etkinlikleri takip etmek, kır lokantalarında piknik yapmak, isteyenlere ev sahipliği yapıyor. Hepsi bir yana, sahile vuran dalgalarla açığa yayılan deniz ve iyot kokusu, orman içi, göllere at gezileri yapma imkânı, yazlık villa alma hayalleri, balık, et, tavuk ızgara lezzetleri ve daha ne sürprizler barındıran Kilyos sahili, tüm randevu sahiplerinin buluştuğu yer sayılıyor. Amacınıza göre hareket ediyor günün veya akşamın istediğiniz saatinde Kilyos'da oluyorsunuz. Hafta sonu piknikçileri sabahın erken saatlerinde ailece yola düşüp plajın veya piknik alanlarının, kır lokantalarının en güzel yerinde yer kapmanın telaşı içindeler. Kilyos plajı gün boyu binlerce misafiri ağırlayacak kapasitesiyle herkese kucak açarken, engin kumsalın bir başka bölümünde yer alan beach clup akşam saatlerinde bile ziyaretçi akınına uğruyor. Kum kürüne müsait şifalı kumsala, vücudu kavurmayan, duş yapmaya bile gerek bırakmayan az tuzlu lacivert denize, gözlerin dinlenmesine neden olan ufuk hattına daha sonra tekrar dönmek üzere Kilyos'u gezmeye başlıyoruz.
Kilyos'a gitmek için ya Sarıyer üzerinden, ya da Maslak istikametinde Bahçeköy geçişiyle ulaşabiliyoruz. Yolun tamamı asfalt. Maslak yolu daha serin, orman içi olması sebebiyle manzaralı, daha sakin, (Pazar hariç, Bahçeköy geçişi hariç) daha az trafikli oluşuyla tercih ediliyor. Rampa aşağı Kilyos yaklaşımı Zekeriya Köy geçişinde yer alan villalar, siteler, çiftlik evleri kentin nerelere kadar genişlediği hakkında fikir sahibi olmamızı sağlıyor. Yolun sağında ve solunda yer alan kır lokantalarının çokluğu yöreye ilgi gösterenlerin sayısının bir başka göstergesi sayılıyor. Lüks villalar geçiliyor Kilyos merkezine giriliyor. Baca gibi uzun, çevresini sarmaşıkların sarıp sarmaladığı tarihi su terazisini solumuzda bırakıp, bir başka tarihi yapıya Kilyos Kalesine çıkıyoruz. Kale aslında sivil ziyaretçilere kapalı, askeri bölge subay gazinosu sahası içinde yer alıyor. Siz saygıdeğer sihirli tur ziyaretçilerine kaleyi göstermeyi arzu ettiğim için görevlilere rica ediyorum. Turizm'in gelişmesine, yöre tanıtımlarına her zaman önderlik yapmış, çevreye, milli değerlere sahip çıkmasını bilen ve koruyan yetkililer nezaretinde kaleyi görmek için içeri alınıyorum.

Kilyos Kalesi
Kalenin yapım tarihi bilinmiyor, Sultan II. Mahmut zamanında restore edilmiş. Ortasında bir sarnıç bulunuyor. Yağmur yağdığı zaman sarnıçların dolması için su toplayacak bir sistem kurulmuş. Hicri 1197-1241 tarihinde Bahçeköy'e kadar tüm sarnıçlar bu dönemde imar ve restorasyon görmüş. Taş yapımı kalenin temizliği ile dikkat çeken kemerli, korunaklı muhafız bölümleri aynen korunmuş. II. Dünya savasında Boğazların korunması amacıyla Almanlar tarafından verilmiş 19.yy Krupp Kamalı çelik top kalenin burçlarında ki yerinden Karadeniz'i seyrederken, kale içinde 8 ayrı top sergileniyor. Kale kapısı üzerinde Sultan II. Mahmut tuğrası, her iki yanında iki savaş topu, karşısında kalenin ele geçirilişi şerefine o dönem dikilip günümüze ulaşan anıt çınar ağacı bulunuyor. 26 metre yüksekliğinde, 5,4 metre gövde çevresine sahip çınarın dikim tarihini gösteren tabelada 1460 yılı belirtiliyor.


Kilyos Çarşısı
Kale kapısından ayrılıp birkaç adım eski köy evlerini geride bırakıp yürüdüğümüz zaman tüm Kilyos manzarasına hâkim tepede konaklama tesislerinin kümelendiğini görüyoruz. Deniz tarafından çıkılan merdivenlerle veya araç yolu ile gelinen oteller tepesi, panoramik manzaraları ile hayranlık uyandırıyor. 50 adım da çarşının başındayız.
Deniz yatakları, can yelekleri, mayoların denizle, piknikle ilgili tüm gerek simlerin karşılandığı dükkânlar, emlak ofisleri, butikler, ayaküstü veya oturmalı lokantalar, her şeyin gözler önünde cereyan ettiği, midye tava, çöp şiş, balık, tavuk, sucuk gibi iştah açıcı kokulara ve görsel lezzetlere sahip renkli çarşı, bir aşağı bir yukarı dolaşılıyor. Plaj kıyafeti ile gezenler, bisiklete, yeni moda motosikletlere binenlerle çarşı Güney sahillerini aratmıyor. Jandarma bölgesi sınırları içinde kalan bölgede tüm kalabalığa rağmen huzur kaçıracak olaya da rastlanmıyor. Boydan boya uzanan çarşı bitiminde koyu gölgeli, araç parklı çay bahçesi solda. İskele, kayıkhane, lokantalar sağda kalmak üzere iniyoruz. Yokuşun bitiminde önce plaja araçla gelenlere otopark, bitişiğinde Kilyos plajı yer alıyor. Tırmata Turistik Tesisleri adı altında hizmet veren (Eski Turban Otel) plaj sahasına kişi başına giriş 7,5 YTL. Cankurtaran, güvenlik, doktorlu sağlık, temizlik hizmeti verilen plajda duş+wc+ kabinler kullanılabiliyor.
Özel kabin kiralamak isteyenler kabin için 20 YTL ödüyorlar. Plaj sahası içinde restoran, bar, büfe yer alıyor. Plaj 08.00 den 18.00 arası konuk alıyor akşam anonsu sonrası plajı terk ediş saati 20.00'yi buluyor. Şezlong ve semsiye için 7 YTL ödeniyor.
Kilyos sahili devamında rüzgârsız tepelere sahip bölümün arkasında, 20 YTL çadır yeri kirası ödenerek kalınan kamp ve karavan sahası, kum kürü yapmaya elverişli, Tatlısu Kamping yer alıyor.

Kilyos Solar Beach
Kilyos plajının tam ortasında göze çarpan tesis İstanbul da gerçekleşen büyük organizasyonlara, dev konserlere ev sahipliği yapan Solar Beach.
Gençlerin olduğu kadar, beyaz yakalılar olarak tanımlanan iş adamlarının, onların çalışma saatlerinde kendi başlarına gelen eşlerinin, ailelerin, iş yoğunluğundan uzun tatiller yerine yakın yerlere kaçış yapanların, trendleri, yenilikleri takip etmek isteyenlerin, araç ve motosiklet sahiplerinin ilgi gösterdikleri eğlence performans yeri.
30 bin metre karelik alanda hizmet veren solar Beach, Türkiye'nin en büyük özel plajı ve acık hava gösteri merkezi olma özelliğini taşıyor.
Rock İstanbul, Pink, Gipsy Kings, Ömer Faruk Tekbilek konserleri gibi çeşitli etkinliklere ev sahipliği performans merkezi, gece gündüz aktiviteleri ile İstanbulluların buluşma noktası oluyor.

Ne var Ne yok
500 metre özel plaj, 9 adet güneşlenme terası, 400 kişilik şezlong, minder, sürekli sağlık merkezi, hafta sonu sürekli bekleyen ambulans, güvenlik hizmeti sunuluyor. Konuklara 40 metrelik plaj barı, 6 adet bar ünitesi, 250 kişilik ana restoran, barbekü restoran, 4 yiyecek noktası, 30 adet duş ve soyunma kabini, konserlerdeki kalabalıklara göre hazırlanmış 80 adet wc ünitesini, 1500 araçlık özel oto park, hizmet veriyor. Eğlence, müzik, dansın bir arada yaşandığı Solar Beach'de jet ski, banana, surf, su kayağı, dalış kursu, trambolin, su sporları, sahalardan kumlara plaj sporları, doğa aktiviteleri yapılabiliyor. Arzu edenler dalış veya motosiklet kursu alabiliyor veya mayo, havlu, gazete, dergi, takı, zücaciye dükkânlarından alış veriş edip animasyonlarla vakit geçirebiliyorlar. Eğer hava sıcaksa Cumartesi Pazar günleri saat 15.00 den sonra gelenlere yer bulunmaz oluyor, hatta içeri giremeyip geri sdönmek zorunda kalanlara rastlanıyor.
Giriş ücreti olarak tek kişi hafta içi 15 YTL, hafta sonu 25 YTL ödenirken, öğrencilerden fiks 15 YTL alınıyor, plaj gün batımına dek kullanılıyor. Konuklar gün boyu kumsalda ki şezlonglara veya güneşlenme teraslarına rahat edecekleri şekilde uzanıyor, güneşlenip, denize giriyor, acıktıkça, büfelerden, sucuklu, dönerli sandviçlerle veya makarnalı çeşitlerle iştahlarını bastırıyorlar. Portakal renkli gömlekli güvenlik görevlileri Solar Beach sahasında huzur kaçıracak hiçbir şeye olanak vermiyorlar.

Kilyos'da Emlak
Mevsimlik ev kiralamak isteyenler mobilyalı daireler bulabiliyor. Okulların açılış ve kapanışı dikkate alınarak kiralanan evler için Haziran - Eylül 4 aylık kira bedeli olarak 2,5 Milyar TL, villalar için 5-6 milyar TL ödeniyor.
Kilyos'da imar durumu açık. Zemin tabakasının sağlam ve fay hattına uzak olması son yıllarda yaşanan depremlerden sonra bölgeye olan ilgiyi artırmış hayli görünüyor. Mecidiyeköy'e 20-25 dakikada gidilebilir olması, su probleminin bitişi, doğalgaz'ın kullanılırlığı yöreyi kışın da oturulur hale getirmeye başlamış.
Girişte bir salon, mutfak, banyo, üst katta 3 yatak odası ve çatı odasından oluşan villalar bahçeli ve iki ve iki buçuk katlı olarak inşa ediliyor. Denize 150 metre uzaklıkta olanların fiyatları 200-300 milyar arası değişiyor. Bahçe ve estetik konum, fiyatları etkileyen bir başka unsur oluyor.
Arsa fiyatlarında ise metre kare fiyatları 130 ila 150 dolar arası değişiyor.
Zümrüt Emlak Kilyos Turban Caddesi no 21 de faaliyet gösteriyor, inşaat, alım satım, mevsimlik veya uzun süreli ev kiralama hizmeti veriyor.
Osman Şişman. Tel: 0(212) 201 21 81

Kilyos'un Sorunları
Bu kadar güzellik arasında Kilyos'da hiç mi olumsuz bir şey yok derseniz var tabi. Özellikle güzelim denizin sahilinde, plajın içinde, 4 yıl önce batıp kuma oturmuş olan ve çevreye paslı görünümü ile görsel kirlilik yaratan gemi enkazlarının, bu kadar süre geçmiş olmasına rağmen hala kaldırılmamış olması, ilgililerin turistik bir merkeze ne kadar ilgili olduklarının göstergesi sayılıyor. Kilyos plajının iki başında yer alan enkazlar turizme ümit bağlamış Türkiye'nin imajını da zedeliyor.
Yılların oteli Turban Tesisleri bir an önce hizmete girmesi, Kilyos'a gelen konuk sayısının artmasına, konaklama gün sayısına, yabancı turistlerin gelmesine, müşteri profiline de olumlu etki yapacağı bir başka konu olarak görülüyor. Bahçeköy geçişinde sıkışan trafik ise Belediyenin acil çare bulması gereken bir başka konu olarak seyrediliyor.

Çok önemli dip not
Deniz temiz, atık yok, kum plaj billur gibi parlak, kum kürüne faydalı. Kum deniz içinde de metrelerce devam ediyor.
Fakat dalgalı havalarda Karadeniz asla güven vermiyor. Dalgalar deniz dibine kum yığıyor, bir süre sonra dip dalgalar getirdiği kumları geri götürüyor. Sığ seviyelerdeki tepelerin arkasında kuyu tabir edilen çukurlar, setler oluşuyor. Adım attığınızda yere basamıyorsunuz. Bu yüzden dalgalı havalarda açılmak tehlikeli ve rizikolu sayılıyor. Fırtınalı havalarda deniz yükseliyor kıyı şeridi değişime uğruyor, dalgalar aldığını açığa çekiyor.
.sSiSs. is offline   Reply With Quote
Old 02-07-2006, 09:44   #23 (permalink)
Senior Member
 
.sSiSs.'s Avatar
 
Join Date: 02-01-2006
Age: 45
Posts: 809
User ID: 4
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Thumbs up Hafta Sonu Kaçamakları (Anadolu Feneri)

Anadolu Feneri - Poyraz

İstanbul Boğazının Anadolu yakası Karadeniz girişinde yer alan Anadolu Fenerine gidiyoruz ama önce Poyraz köye uğrayacağız

Beykoz'dan dönüp Yuşa Tepesini geçerek Anadolu Kavağına gidiliyor, bunun yanı sıra yola devam ederek Yoros Kalesi yanından geçip Poyraz ve Anadolu Fenerine ulaşmak mümkün. Bir başka alternatif olan Beykoz'dan direk olarak Akbaba Köyü yoluyla Anadolu Fenerine gidilebiliyor. Her iki yol ile ulaşılan bu iki nefes borusu İstanbul boğazına hâkim manzarasıyla yüksek tepelerde yer alıyor. Poyraz yaz boyunca teknelerin, yatların sığındıkları korunaklı bir koyda bulunuyor. Sahil kum plaj olunca denizden gördüğü rağbete karadan gelenler de ekleniyor. Kıyı bandı üzerinde omuz omuza vermiş, hepsi deniz manzaralı balık restoranları açık ve kapalı bölümleri ile köyün cazibesini artırıyorlar. Araçla sahile kadar inilebilen, dalgakıran çevresinde dolaşılabilen Poyraz da, araçla veya merdivenle çıkılabilen yüksekçe bir tepede seyir ve piknik alanı bulunuyor. Her iki yönde farklı bakış açılarına sahip manzaraya karşı ağaç gölgesinde çay yudumlamak, oksijeni bol, deniz kokulu püfür püfür esen rüzgâra teslim olmak, serinlikler yaşamanıza, tüm zihin yorgunluğundan kısa sürede kurtulmanıza yardımcı oluyor. Poyraz'ın hemen her yerinde araç park imkânı var. Köye bir köprü ile bağlanan ve Poyraz cami yanında bulunan uç burundan Anadolu Fenerini görebiliyor, hiç kimseye bir kuruş ödemeden muhteşem manzaraya karşı kalabildiğiniz kadar kalıyor, piknik yapabiliyorsunuz. Fakat daha cazip bir başka mekân Poyraz Gözetleme kulesi ve Kalesinin yer aldığı kule dibinde bulunuyor. Şimdi oraya gidiyoruz.
Poyraz Kalesi Caminin arkasında ki köprüden geçip köşedeki çeşmeyi sola doğru dönünce kale karşınızda beliriyor. Yeşillikler içinde ilerliyor ve kalenin içine girebiliyorsunuz.
Poyraz köyünün kuzeydoğusunda, boğaz girişine hâkim bir yerde, bugün kısmen ayakta kalabilmiş gözetleme kulesine sahip kale dairesel bir plana sahip. Batı giriş kısmı düz, 20 metre çapında olan kalenin duvar kalınlığı 160 cm olup, üzerinde 12'si dar, 12'si geniş mazgal bulunuyor. Kale girişinin sağ ve solunda personelin kaldığı mahzen girişleri görülebiliyor. Kalenin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber 1778 savaşı sonrası Kaptan-ı derya Cezayirli Hasan Paşa tarafından Fransız mimarı Baron de Tott'a yaptırıldığı sanılıyor. Karşı yakada yer alan Garipçe Kalesi ile aynı devre ait olduğu, aynı amaçla yapılıp kullanıldığı biliniyor. Kalenin etrafı ise bahar aylarında çıtı pıtı, renk ahenk çiçek yapıyor.

Kalede piknik

Kaleyi arkamıza alıp güvenle ilerliyor tepeye kurulmuş piknik bahçeli özel kamelyalı kır lokantasına konuk oluyoruz. Kır lokantasını Hayati Aktaş işletiyor. Balık, et, tavuk bulunduruyor. Piknik yapacağımız masaya yakın bir yere aracı çekiyor masaya yerleşiyoruz. Beraberimizde getirdiklerimiz varsa getirdiklerimizi, yoksa lokantaya vereceğimiz siparişlerle piknik yapıyoruz. Lokantadan hiçbir şey yemezseniz kamelya kirası 20 milyon TL ödüyorsunuz. Yemek yiyenler sadece yediklerini ödüyor, kira vermiyorlar. Lokanta personeli arzu edenlere kömürü yakılarak ateşi hazır mangal getiriyor. Çim kaplı tepede toprağa basarak, dolaşarak yemek yerken çevreden gelen diğer mangal dumanı kokuları kendin pişir, kendin ye zevkinizi körüklemeye yetiyor. Tam karşınızda Garipçe Köyü, Rumeli Feneri, boğazı bitirip Karadeniz'e kavuşan veya İstanbul'a giriş yapan gemiler, şilepler, arada yatlar, yelkenliler ve de tankerler sizi oyalıyor. Aileler, motosiklet grupları yemek yiyip, içeceklerini yudumlarken sahilde bulunan içi mağara gibi oyuk "Plefkaya" isimli ilginç konik kayaya da bakıyorlar. Kış boyunca üzerinden dalgalar geçen, duvarları döven dalgalara karşı koyan kaya kütlesi, doğal anıt olarak seyrediliyor. Kaya çevresi temiz denizi, manzarası ile yatların, küçük teknelerin uğrak yeri oluyor, isteyenler deniz banyosu alabiliyor, çevrede dolaşabiliyor, rüzgârlı tepede uçurtma uçurabiliyor, kalede anı fotoğrafları çekebiliyor.
Kule dibi piknik alanından ayrılıyor ve Anadolu Fenerine yöneliyoruz.

Anadolu Feneri
Gerek Poyraz, gerekse Anadolu Fenerine yaptığınız gezi boyunca içinizi bir huzur kaplıyor. Birincisi iyot ve yosun kokulu denizin kokusunu taşıyan filtre edilmişçesine temiz ve hafif rüzgârın bünyenizde yarattığı sakinleştirici etkisi.
İkincisi kent yaşamı içinde beton, asfalt, metal zeminlerde dolaşıp üzerinizde biriken elektrikten toprağa basarak bünyenizi kurtarmış olmanız. Üçüncüsü ise her iki köye yaptığınız gezilerde hem İstanbul'dan uzakta çok farklı bir mekânda bulunduğunuzu hissediyor, görüyor, yaşıyor, hem de Levent, Maslak semtlerinden göğe yükselen gökdelenlerin oluşturduğu yeni İstanbul siluetini görerek, kentten pek de uzakta olmadığınızı fark ediyorsunuz.
Hiç İstanbul'da değilmiş gibi bir izlenim içinde ilerlediğiniz yolun yemyeşil ağaçlarlar, bodur bitkiler, çiçekler, ormanlarla kaplı olması, hala betonlaşan kentte hayat olduğunu anımsatması, mutluluğunuzu artırmaya yetiyor. Özlediğiniz nefes borusunun bu denli yakın ve bakir kalabilmesi, tekrar tekrar gelme arzusu uyandırıyor. Bu izlenimle 10 dakika gibi kısa sürede sağlı sollu piknik bahçeleri arasından geçerek geldiğiniz Anadolu Feneri son nokta oluyor, burada kontak kapıyorsunuz. Fenere gelirken ilk karşılaştığınız restoran "Ay Işığı" oluyor. Tel no: 0(532) 788 20 03. Rampada ki restoran önünden geçen yokuş sizi sahile balıkçı teknelerinin çekek yerine getiriyor. Daha ilk dakikadan itibaren balıkçı köyünde olduğunuz hafızanıza kazınıyor. Manzara ve ortamın tadını iyice çıkarmak, bu zevki uzun süre yaşamak için araçlarında şezlong, portatif masa, katlanabilir sandalye, şemsiye getirmeyi tasarlayıp gerçekleştirenler, doğanın bonkör davrandığı yerlere imrendirici masalarını kuruyorlar.
Hafta sonlarının klasik kokusu, ızgara dumanları ne kadar yemek yerseniz yiyin iştahınızı sürekli uyandırıp acıkmanıza neden oluyor.
Sahile inen yokuşu kullanmayıp da düz devam ederek fenere ulaşanlar, fenere komşu olan caminin balkonundan çevreyi seyretme imkânı buluyorlar. Bu noktada ki seyir terasından boğaz, İstanbul gökdelenler silueti, çekek yerine bakılıyor, fotoğraflar çekiliyor, çektiriliyor. Kuruluşu diğer kale ve kulelerle aynı tarihi taşıyan, aynı ölçülere sahip Anadolu Feneri Gözetleme kulesi, bugünkü deniz fenerinin bulunduğu yerde ki dış duvar kalıntıları da görüldükten sonra, arzu edenler caminin arkasında bulunan dik merdivenden inerek yamaca kurulu kuş yuvası misali mütevazı balık lokantasında mola veriyorlar. Taraçalar halinde çeşitli kademelere konulmuş masalara kurulup deniz fenerinin altında, denize karşı taze balık yemenin zevkine doyum olmuyor. "Kaptanın Yeri" isimli lokantayı Ahmet Faruk Başaran işletiyor. Tel No: 0(216) 536 02 36. Çinekop, tekir, dilim palamut, deniz levreği, hamsi, istavrit gibi yöre balıkları, balık köftesi, balık böreği, mevsim salatası türünden yemek yeniyor, üzerine kahveleri, sodaları içerek dönüşe başladığınız anda aklınız Anadolu Fenerinde, Poyrazlarda kalıyor. Olayı çok önceden fark edip bölgede yapılmış villalar aklınızı çeliyor. İsterseniz İstanbul'a direk dönüyor, isterseniz ekmek arası midye tava yeme bahanesiyle Anadolu Kavağına uğrayabiliyor veyahut Yuşa Tepesine giderek dua ediyorsunuz. Özel bir durum, aşırı trafik yoğunluğu yoksa güzel anlar yaşanmış bir günün akşamında, Anadolu Fenerinden hareketle bir saat sonra kentin merkezinde olabiliyorsunuz. Tarihin sessiz tanıklarından olan Anadolu yakasında Anadolu Feneri, Rumeli yakasında Rumeli Feneri boğazın Karadeniz girişinde gece gündüz gemilere yol gösterip birbirlerine göz kırpmaya devam ediyorlar.
.sSiSs. is offline   Reply With Quote
Old 02-07-2006, 09:46   #24 (permalink)
Senior Member
 
.sSiSs.'s Avatar
 
Join Date: 02-01-2006
Age: 45
Posts: 809
User ID: 4
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Thumbs up Hafta Sonu Kaçamakları (Anadolu Kavağı)

Izgara balıkları, midye tavaları ile

"Boğazın Ağız Tadı"; Anadolu Kavağı...

İstanbul Boğazının Karadeniz den giriş kapısı konumundaki Anadolu Kavağı yıllardır değişmeyen görüntüsü ile nostaljik balıkçı köyü özelliğini koruyor. İstanbul'un nefes borularından biri olan ve balık lokantaları ile ünlü köy, lüfer mevsimi olan eylül ekim aylarında İstanbul un yaza veda edip sonbaharda ılık günlerin tadını çıkarmak isteyenlerin tercih ettiği gezi yerlerinin başında yer alıyor.
Hem kara yoluyla hem de denizden vapur seferleri ile ulaşımın sağlandığı Anadolu Kavağına gidip denizin kenarında ızgara balık keyfi yaşamak istiyorsanız sonbahar ayları bu tür bir gezinin en uygun zamanı. Yazdan kalma günlerde serin ama üşütmeyen deniz kokulu esintiler arasında sahilde veya iki üç katlı restoran ve lokantaların manzaralı pencere kenarı veya teraslarında bir yandan sipariş ettiğiniz balıkları yiyebilir diğer yandan gözü okşayan manzara eşliğinde iyotlu , oksijeni bol deniz kokulu havayı teneffüs ederek huzurlu, hafta içi veya sonu günübirlik sakin bir kaçamak yapabilirsiniz. Kavaklara balık yemeye gelenler ya Eminönü iskelesinden kalkan şehir hatları vapurları ile boğazın iskelelerine karşılıklı uğrayarak geliyorlar yada Sarıyer den kalkan seferleri tercih ediyorlar. Bu tür ulaşımı kullanan yolcuların geliş ve gidiş saatleri seferlere bağlı olduğu için yemek sonrası topluca kalkıp dönüşe geçiliyor. Otobüs seferlerinin de yapıldığı Anadolu Kavağına özel aracınızla geliyorsanız hem yol üstünde uğrayacağınız bir çok durak bulunuyor hem de manzaralı güzergahın tadını çıkartıp sefer saatlerine bağlı kalmaksızın istediğiniz süre oturabiliyorsunuz. Anadolu Kavağına daha yaklaşırken vapur iskelesi çevresinde toplanan yerleşim alanını tepede yer alan boğazın kontrolü için Cenevizliler tarafından yapılmış Yoros kalesi'ni görebiliyorsunuz. Restore edilip kremalı pasta gibi boyanan birkaç ahşap evin bulunduğu hafif yokuş dar sokaktan iner inmez köye giriyor ve uygun bulduğunuz yere aracınızı park ediyorsunuz. Kaldığınız süre hiç önemli değil ister bir saat, isterseniz beş saat, otopark görevlileri giriş çıkış üç milyon TL yi peşin peşin alıyorlar. Sıra manzaralı bir mekanda masa seçmeye geliyor .Sahilde bulunan balık restoranları açık ve kapalı bölümleri ile tercih edilirken daha geride yer alan restoranlar ikinci ve üçüncü katları veya terasları ile cazip manzara seyretmenize olanak sağlıyor. Daha ekonomik yemekler için sokak aralarında ,bahçe içinde hizmet veren lokantalarda bulunuyor bunlar balık çeşit ve fiyatlarını girişlerine astıkları tabelalarda gösteriyorlar. Canı sadece boğaz girişinden çıkarılan temiz midyelerden yemek isteyenler için çeşitli midye tava yapanlara da sıkça rastlanıyor, çay bahçeleri de var. Anadolu Kavağı'nın tam ortasında ulu çınar ağaçları, çevresinde işporta tezgahlarda krep adı altında bir tür hamuru kızgın saçta kızartıp üzerine çeşitli tatlı soslar sürerek sunan satıcılar, dondurma ve büfeler, incik boncuk türünden hediyelik eşya satıcıları yer alırken balıkçıların yolunu gözleyen, balık yemekten bıkmamış miskin kediler göze çarpıyor. İskeleye yanaşan vapur yolcuları ile hareketlenen Anadolu Kavağının sakin atmosferi içinde kıyıya bağlı tekneler balıkçı köyünün manzarasını tamamlarken sanatseverlere resim yapma, fotoğraf çekme konusunda renkli kompozisyonlar oluşturuyor. Sahil boyunca aracınızı yanı başınıza park ederek olta ve kamış ile balık tutma imkanı da bulunuyor.
Özellikle Mayıs ayında Karadeniz'e yumurta bırakmaya çıkıp balık yasağının sona erdiği 1 Eylül den itibaren İstanbul Boğazına girerek Marmara ya gitmek üzere yola çıkan, Karadeniz in az tuzlu suyunda beslenerek yağlanmış balıklar, boğaz girişinde ağlarla yakalanıp taze tüketiliyor. Anadolu Kavağı restoranları da çeşitli balık pişirim şekilleri ile dikkat çekiyor. Bazı restoranlar balıkları teşhir ettikleri tezgahtan seçtirip, altında tüp gaz yakarak ısıttıkları saç üzerinde göz önünde bir tür ızgara yaparken bazıları gerçek kömür ateşi kullanıyor.Denizcilik işletmesinin restore etmekte olduğu vapur iskelesi arkasında bulunan Yosun Restoran da balık yemeyi tercih ederseniz , kıyılmış roka salatası garnitürlü servis edilen iri lüfer ızgara, birkaç dilim domates, salatalık,marul,kara lahana,roka yaprağı ilaveli üzeri limon sıkılmış soğansız salata, yanına iki porsiyon taratorlu midye tava, bir porsiyon yine taratorlu kalamar tava ,üç bardakta bira sipariş edebilirsiniz.

--------------------------------------------------------------------------------
Devamlı değişen müşterileri olan restoranlarda dikkat edilmesi gereken hususlar:
Masa seçiminde deniz kenarında oturmayı düşlediyseniz ve tüm masalar doluysa bile boşalan bir masa olana dek, şef e geri masalardan birinde biraz vakit geçirme teklifinde bulunabilirsiniz.
Restoranda vereceğiniz midye tavanın soğuk gelmesi ihtimaline karşı, yeni kızartılmış olması için uyarıda bulunmalısınız. Bu arada dişinizin zarar görmemesi için , küçük ama lezzetli midyeler içinden tek tük de olsa inci çıkabileceği imkanını göz önünde bulundurmalısınız. Bazı restoranlar tek marka fıçı birası sattıkları için içecek tercihinizi alternatifli düşünmelisiniz. Balık restoranlarının büyük bölümünde yerli kalamar bulmak bazen mümkün olmuyor, bu nedenle kalamarları İtalyanlar Hindistan'dan şoklanmış buz kalıpları ile ithal edip kendi etiketleri ile Dünyaya satıyorlar. Yemek sonrası çıkacağınız kısa hazım yürüyüşü sırasında, şiş göbeğinize bakmadan restoran karşılayıcılarının hala devam eden yemek davetleri rahatça dolaşmanızı etkilese de çevre turunuzu ihmal etmemelisiniz.
YOROS KALESİ
Sahilden çevreye hakim bir tepede bulunan Yoros Kalesi'ne doğru tırmanırsanız Karadeniz'den İstanbul'a giriş yapan gemileri ve boğazın muhteşem manzarasını seyredebilirsiniz. Tepenin uç kısmında bulunan Yoros Kalesi mimarisi ve duvarlarında bulunan armalarıyla dikkat çekiyor. Bitinyalılar, Gothlar ve Ruslar'ın saldırılarına uğrayan Anadolu Kavağı bir dönem Cenevizlilerin de eline geçmiş. Cenevizliler tarafından yapılan Yoros Kalesi 1190 yılına tarihleniyor. Bizanslıların ve 14.yy.da Osmanlıların eline geçen Yoros Kalesi içinde 25 evlik bir Türk mahallesinin bulunduğundan da söz ediliyor. Evliya Çelebi ise verdiği bilgilerde kavak kasabasının içinde siyah renkli olan kalenin Yıldırım Han tarafından fethedildiği, Fatih Sultan Mehmed tarafından tamir edilip içine asker konduğu, çevresinin 200 adım ve dört bir yanının kestane ormanı kaplı olduğundan söz ediliyor.

YUŞA TEPESİ; CAMİİ ve TÜRBESİ
Anadolu Kavağı yakınlarındaki oldukça popüler olan ziyaret yerlerinden biri olan Boğaziçi'nin sahile en yakın ve en yüksek tepesi Yuşa Tepe bulunuyor. Özellikle modern giyimli bayanların daha fazla ziyaret ettiği gözlenen ziyaret tepesi boğaza ve Karadeniz e aynı açıdan hakim görkemli panoraması ile de etkiliyor . Ramazan ayları, kandillerin arifeleri günleri, bayramlarda ve Cuma, cumartesi, Pazar günlerinde her zamankine oranla daha fazla ziyaretçi akınına uğrayan Yuşa Tepesinde ücretsiz geniş otopark lüks araçlar ile doluyor. Ziyaretçiler Hz.Yuşa Aleyhisselam Türbesini ve 1755 tarihli Camii ziyaret ederek dua ediyorlar. Cami yanındaki bahçe içinde bulunan etrafı demir parmaklıklar ile çevrili çok uzun türbe ziyaretçilerin oldukça dikkatini çekiyor. İlgililer çok önceki yıllarda harap durumda bulunan türbe yerinin kesin olarak, tam yerinin belli olmaması nedeniyle yerin uzun olarak 17 metre yapıldığını belirtiyor ve burada yatan kişinin yaygın olarak bilindiği gibi boyunun çok uzun olduğu inanışının yanlış olduğu konusuna açıklık getiriyorlar. Çeşitli dileklerde bulunup dua edenler arasında dileklerine kavuşanlar daha sonra tekrar gelip bu defa adaklarını yerine getiriyor İslam dini temel prensipleri ile bağdaşmamasına rağmen diğer ziyaretçilere şeker, lokum dağıtıyorlar !!. Temizliği ve çevre düzenlemesi ile de dikkat çeken Cami bahçesinde, Türbe kitabesi, dört yüzünde birer musluk bulunan süslü saçaklı bir çeşme, kültür evi, oturma üniteleri, 27 kabirli mezarlık yer alırken Yuşa Tepesi girişinde çeşitli dükkanlar, tezgahlarda dini kitaplar, tespihler,başörtüsü gibi ihtiyaçlar satılıyor, gözleme yapanlara, köfte, balık, ekmek satanlara da rastlanıyor.! (İslam dini, camileri alışveriş, kabristanları da bayram -şölen yeri haline getirmeyi doğru bulmuyor.)
Chalkedonlular'ın Daphne adına yaptıkları adak yeri tarihin ilk dönemlerinden beri kutsal bir yer olarak kabul edilmiş çeşitli uygarlıklar burada kendi dinlerine göre mabet ve tapınaklar yapmışlar.Bunlardan birisi de ilk çağlarda ki Zeus sunağı olarak biliniyor. Bizans Döneminde. 6. yy da imparator 1. Jüstinianos zamanında ise bu sunak kiliseye çevrilmiş.Osmanlı Döneminde bu tepeye Sadrazam Yirmisekiz Çelebizade Mehmet Sait Paşa ( Ö.1761) tarafından 1169 ( 1755) tarihinde bir mescit yaptırılmış.
.sSiSs. is offline   Reply With Quote
Old 02-07-2006, 09:48   #25 (permalink)
Senior Member
 
.sSiSs.'s Avatar
 
Join Date: 02-01-2006
Age: 45
Posts: 809
User ID: 4
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Thumbs up Hafta Sonu Kaçamakları (Rumeli Kavağı)

Rumeli Feneri


İstanbul Boğazı Rumeli Yakası girişinde ilk köyün ilk feneri olan Rumeli Fenerine gidiyor, köyü ve çevresini geziyoruz.
15 Mayıs 1856 yılında hizmete giren deniz feneri, denizcilere o günden bu yana ışık tutarken bölgenin simgesi olup tarihin sessiz tanığı olarak görevine devam ediyor.

İstanbul Boğazına Karadeniz’den giriş yapan gemileri karşılayıp aynı denize açılanları uğurlayan fener göze sığmayan panorama içinde bembeyaz silueti ile göz kırpıyor.
Artan yakıt fiyatları, daralan tatil zamanı, İstanbul’un gümrük kapısını andıran otoyol gişeleri ve iskeleler önünde uzayan araç kuyrukları, zorlaşan ekonomik koşullar, kent merkezine yakın ulaşımı kolay gezi yerlerinin cazibesini artırıyor. Bunlardan biri olan Rumeli Feneri bilhassa İstanbul’un Avrupa yakasında oturanlar için ideal gezi yerlerinin başında geliyor.
Görünüşte Rumeli Feneri şirin ve nostaljik bir balıkçı köyü. Fakat köyün bünyesinde birçok özellik ve güzellik gizli. Bunların hepsine sırasıyla değinerek gezimize başlıyoruz.
Tarihi fener
Fransızlar tarafından 1856 da yapılan fener, deniz seviyesinden 58 metre yükseklikte bulunuyor. Kule yapısı üç kademeli olup 30 metre uzunlukta. İlk yıllarında gaz yağı ile çalışan fener, sonraları asetilen gazına çevrilmiş şimdi de otomatik olarak elektrikle çalışırken ışığın görünüş mesafesi 18 mile ulaşmış. Fenerin ilginç bir de hikâyesi var… İlk inşası sırasında kulenin birkaç kez yıkılması üzerine köyün yaşlıları kule sahası içinde bir yatır olduğunu, kulenin bu yüzden yıkıldığını Fransız yapım şirketine söyleyince önce türbe yapılıp etrafı çevrilmiş, sonra da bugünkü fener kulesi yapılıp, bitirilmiş. Kule binası içinde bulunan Saltuk Baba Türbesi ziyaret edilebiliyor.
Ülkemiz kıyılarında bulunan çeşitli tip ve özelliklere sahip toplam 354 fenerden biri olan Rumeli Feneri konumu, çevresi ile fotoğrafı çekilecek, tablosu yapılacak, saatlerce seyredilecek kadar göz okşuyor. Özellikle kısa bir rampa ile inilen deniz seviyesinden daha da ihtişamlı görünen fenerin dalgakıran içine vuran beyaz renkli kule yansıması, kıyılara yanaşıp omuz omuza vermiş renk ahenk balıkçı teknelerinin renklerine karışırken, önünden geçen martı ve karabataklar manzaraya farklı hareketler katıyor.
İsterseniz limanın en ucuna kadar aracınızla gidip resim yapabilir, isterseniz bu manzara da kendinizi dinleyebiliyorsunuz. Canınız çekerse kulenin tam karşısına geçip dalgakıran boyunca hem deniz kıyısında hem de üzerinde tertemiz deniz kokusu içinde dinlenip sakinleşiyor, iştah açıcı yürüyüşler yapabiliyorsunuz. Yemek veya kahvaltı öncesi yapılan bu kısa gezintiler sonrası kule dibinde bir çay bahçesinde oturabilir veya köyün “Roke” veya “Barınak” isimli balık lokantalarının birini yemek için tercih edebilirsiniz.
Liman içinde ve tam uç noktada dalgakıran başında yer alan Roke balık lokantası, sırtını dayadığı kayalıklardan almış ismini. Bu kayalıklar fener kulesinin olmadığı yıllarda yine işaret feneri olarak kullanılır, gemicilere yön gösterirmiş. Gündüz uzaklardan görünebilsin diye tam tepesine beyaz mermerden tek parça blok bir taş konmuş, etrafına taş işçiliği ile halat deseni işlenmiş. Köyün yerlileri kıyıdaki bu kayaları roke olarak anıyorlar. Dalgalar bu kayalara çarptıkça beyaz ötesi köpükler etrafa yayılırken açığa çıkan bol iyot kokusu deniz kokusuna, biraz da ızgara balık ve içine su konunca beyazlaşan içeceklerin kokusu karışıyor!
Kapalı veya açık bölümlerdeki masalardan birine kuruluyor başlıyorsunuz boğaz’a giriş çıkış yapan gemileri seyretmeye. Tam karşınızda Anadolu Kavağı Feneri bakış açınızın ortasında yer alırken içeri devamında Poyrazköy bulunuyor. Mimari özelliği bulunmamasına rağmen Rumeli Feneri çevresini dolduran apartmanlar, kıyıdaki tekneler renkleri ile bakılası bir peyzaj oluşturuyor. Dünyanın en lezzetli balıkları sayılan Karadeniz balıkları içinden siparişlerinizi veriyorsunuz. Az tuzlu denizin balıkları lezzetli olur derler, işte bu yüzden deniz suyundaki tuz oranının düşük olması nedeniyle yağlı kavrulmamış leziz balıklar arasında çinakop, lüfer başta olmak üzere tekir, palamut, midye, kalamar tava, hamsi ızgara, tereyağlı veya güveç karides gibi seçenekleriniz bulunuyor. Çaylar kahveler içiliyor ve yenen yemeklerin hazmı için tekrar yürüyüş ihtiyacı beliriyor.
Limandan ayrılıyor, rampayı tırmanıp köyün içinden çıkıyormuş gibi yaparak fırının yanındaki yoldan inerek, yol üzerinde çocukların sevdiği türden oyun aletleri olan temiz bir oyun parkı yanından geçip 150 metre kadar mesafeyi sağa dönerek tamamlıyorsunuz. Karşınızda oldukça geniş bir düzlük içinde, bir bakışta her tarafını kolaylıkla görebileceğiniz bir kale yer alıyor.

Rumeli Feneri Kalesi
Tüm ailelerin, fotoğraf severlerin, uğrak noktası olan kale Çanakkale’nin Babakale’sini anımsatıyor. Deniz kıyısında ki kalenin eteklerinde, surlarında, avlusunda dolaşabiliyor burçlarına çıkabiliyor, surlarında yürüyebiliyorsunuz. Temiz ve bakımlı sayılabilecek kalenin beğendiğiniz bir köşesinde, tozunu, dumanını, tortusunu Karadeniz üzerinde filtre edilmişçesine bırakıp, tertemiz kokusuyla İstanbul Boğazına giriş yapan havayı ilk önce siz soluyacaksınız, sonra İstanbul.
Solunuzda uçsuz bucaksız gibi görünen ufuk hattına sıralanmış gır gır balıkçı motorları, denize bıraktıkları ağların etrafında dört döne dursun, sağınızda köye geldiğinizden beri bir saniye olsun sizi yalnız bırakmayan Fener kulesi ve köyün kaleye bakan cepheli evleri, belki bir taşın üzerinde, belki yemyeşil çimler üzerine oturup seyrinizi bekliyor. Bu arada kayalara vuran dalgaların çıkardığı sesler beyin yorgunluğunuzu alıyor, zindelik kazanıyorsunuz.

Rumeli Feneri Köyü
Son nokta olan köyün bir girişi bir de çıkışı var. Dolaysıyla Rumeli Fenerinden bir başka yerleşim alanına geçemiyor, bölgede bir çeşit kontak kapatıyorsunuz. Denizde ve karada görev yapan ve Jandarma bölgesi olan köyde Askeri mıntıka sınırları içinde kalan ve 1985 yılına kadar izinle girilebilen, daha sonra girişleri serbest bırakılan nostaljik ve turistik köyün çarşı içinde ki cami yanında tek tük Rumlardan kalma yapılar görülebiliyor. Günümüzde köyün aşırı yapılaşmasına mani olmak amacıyla inşaat yapımı yasaklanmış. Buna rağmen köyün dışında ve Marmaracık Koyu yakınlarında bakir koyların yükseklerden görüldüğü tepelere yapılan villalar dikkat çekiyor.

Marmaracık Koyu
Rumeli Feneri köyünden veya köye henüz girmeden çam ormanı içine ayrılan sapaktan ulaşılan Marmaracık Koyuna bir başka küçük koyun çevresi dolaşılarak ulaşılıyor. Dar birkaç dönemeçle tamamlanan kısa yolun bitiminde bir zamanlar Vos Vos Kulüp olarak tanınan ve VW otomobil sahiplerinin hafta sonu piknik alanı olarak bilinen koy günümüzde Golden Beach Club olarak anılamaya başlamış.
Yeşil ve koy manzaralı bir tepenin yamacına kurulu bungalov sahile yakın restoran piknik masaları ile devam ederken ahşap balkon set üzerine serilmiş geniş yastıklarla son buluyor. Altta ise gel git olaylarına göre bir gelip bir çekilen sığ deniz yer alıyor.
Konuklar hava durumuna göre ya piknik masalarına, kuruluyor, yastıklara yayılıyor, ya da kapalı mekânlardan denize bakıyor.
Çocukların alabildiğine özgür çimler üzerinde koşabilmesi salıncaklara binmesi, bir çok ailenin köpekleri ile gelip rahatça kahvaltı yaparken, açık havada yemek yemenin tadını çıkarabiliyor olmaları golden Beach Club’ı cazip hale getirmiş. Koyda yeşil başlı yaban ördeklerinin uçuşlarına da tanık olabiliyorsunuz.
.sSiSs. is offline   Reply With Quote
Old 02-07-2006, 13:11   #26 (permalink)
Senior Member
 
perikızı's Avatar
 
Join Date: 19-01-2006
Age: 37
Posts: 2,703
User ID: 221
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Default

ssiss güzel bir çalışma, teşekkürler arkadaşım

bu başlıkta ve sabitte konuların toplanması ; kişiler için daha faydalı ve sayfa kalabalığı önlemiş oldu. bilgine.
perikızı is offline   Reply With Quote
Reply


Currently Active Users Viewing This Thread: 1 (0 members and 1 guests)
 
Thread Tools
Display Modes

Posting Rules
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is On
Smilies are On
[IMG] code is On
HTML code is Off
Trackbacks are On
Pingbacks are On
Refbacks are On


Similar Threads
Thread Thread Starter Forum Replies Last Post
Czech Ocko seeks digital licence sofien72tu Satellite Tv News 0 22-09-2008 18:35
Partition 2007 DvdRip Tekindor Movies-Filmler 0 04-11-2007 17:33
Dünyanın en pahalı 5 maddesi. Çok ilginç! tulin_celik2 Magazines-Magazin 0 13-02-2007 13:13
Telefonunu Özelden Arayanı Bulma tulin_celik2 Nokia 2 12-02-2007 20:46
Denİz ÜrÜnlerİ BURRNET Yemekler-Cooking 93 10-01-2006 18:26


All times are GMT +3. The time now is 00:54.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.3.0